La Lengua De Las Mariposas (1999)
SineTek Avrupa filmlerini oldukça geç keşfettim, birkaç seneyi geçmez sanırım. Zamanım uygun olduğunda yalnız da olsam mutlaka gitmeye çalışıyorum. Sadece filmleri beğendiğim için değil, belki de daha çok amatör ruhla ellerinden gelen çabayı ortaya koyan Ankara Sinema Kültürü Derneği'nin sağladığı bu güzel ortamda ben de bulunabilmek için.. Kendine has seyricisi, kaliteden ödün vermeyen filmleri, Derneğin kendi çevirileri olan altyazıların datashow aracılığı ile film perdesine aktarımı ve Dernek başkanı Bülent Gündüz'ün her filmden önce söylediği "Kusura bakmayın geç kaldık, ama işten çıkıp gelen ve bilet almakta olan birkaç arkadaş da biletlerini alır almaz hemen başlıyoruz.." sözleri ile klasikleşen SineTek Avrupa, Ankara sinema seyricisi için bir ekol olmuştur artık. Ocak ayının ilk Perşembe günü olan gösterime de yandaş bulamadığım için tek başıma gittim, her zamanki gibi önce Balkon en ön sıradan biletimi aldım, sonra Ankapol Sineması karşısındaki Otantik Kumpir'de birşeyler yedim.. Geri döndüğümde herzamanki SineTek camiası iyiden iyiye oluşmuş, ortam oldukça kalabalıklaşmıştı. Ama 19:40 sularında anca içeriye alındık, ve saat 20:00 olduğunda film ancak gösterime geçilebildi. Bunun sebebi de altyazıların perdeye aktarılmasında yaşanan teknik sıkıntı idi. Yerime oturduktan sonra Bülent Bey'in bilgisayar ve datashow ile uğraşırken yaşadığı sıkıntı da gözümden kaçmadı, tabi amatör ruha zarar gelmeden sorunu çözdüklerinde ben de rahatladım doğrusu..Film üzerine:
La Lengua De Las Mariposas (Kelebeklerin Dili), benim en sevdiğim İspanyol yönetmen Alejandro Amenábar'ın en önemli filmlerinin yapımcısı olarak tanınan José Luis Cuerda'nın yazdığı, yönettiği ve yapımcılığı üstlendiği ödüllü bir yapım. Özellikle dikkat çeken 2000 Goya Ödülleri'nden en iyi senaryo ödülü bulunması. 1936 yılının İspanya'sında, okula yeni başlayan bir çocuğun gözünden Cumhuriyet'in getirileri ve İspanyol İç Savaşı'yla birlikte yıkılması sonucu yaşanan dramı,
insanlardaki psikolojik ve politik değişimleri anlatan film, herkesi duygularıyla düşünmeye sevkediyor. Başlarda okuldan ve öğretmeninden korkan çocuğun zamanla öğrenmeye karşı olan ilgisi, gerek yeni arkadaş ortamı gerekse öğretmeninin de ilgisi ve desteği ile artar. Tıpkı babası gibi Cumhuriyetçi olan öğretmeni tam anlamıyla aydın ve en bilgi sahibi bir insandır. Hayatın güzelliklerine dair öğrendiklerinden birisi de kelebeklerin dilidir. Kelebeklerin çiçeklerin özüne ulaşmak için kullandıkları istediklerinde çok uzun olabilen ama normalde rulo şeklinde duran dilleri vardır. Öğretmeni özgür bireyler yetişmesi, herkesin hayatın güzelliklerini doyasıya yaşabilmesi gerekliliğini her fırsatta vurgulamaktadır. Ancak iç savaş ve Cumhuriyet'in yıkılması ile birlikte toplumu saran korku birçoklarında olduğu gibi ailesi içinde de hayatta kalmak adına değişimlere yol açar. Kendisi tam olarak anlam veremese de yaşananların bir parçasıdır. Değişime direnenlerden birçok insan gibi öğretmenini de karşısında bulmak zorunda kalması ise olayın en acı boyutu olacaktır.
insanlardaki psikolojik ve politik değişimleri anlatan film, herkesi duygularıyla düşünmeye sevkediyor. Başlarda okuldan ve öğretmeninden korkan çocuğun zamanla öğrenmeye karşı olan ilgisi, gerek yeni arkadaş ortamı gerekse öğretmeninin de ilgisi ve desteği ile artar. Tıpkı babası gibi Cumhuriyetçi olan öğretmeni tam anlamıyla aydın ve en bilgi sahibi bir insandır. Hayatın güzelliklerine dair öğrendiklerinden birisi de kelebeklerin dilidir. Kelebeklerin çiçeklerin özüne ulaşmak için kullandıkları istediklerinde çok uzun olabilen ama normalde rulo şeklinde duran dilleri vardır. Öğretmeni özgür bireyler yetişmesi, herkesin hayatın güzelliklerini doyasıya yaşabilmesi gerekliliğini her fırsatta vurgulamaktadır. Ancak iç savaş ve Cumhuriyet'in yıkılması ile birlikte toplumu saran korku birçoklarında olduğu gibi ailesi içinde de hayatta kalmak adına değişimlere yol açar. Kendisi tam olarak anlam veremese de yaşananların bir parçasıdır. Değişime direnenlerden birçok insan gibi öğretmenini de karşısında bulmak zorunda kalması ise olayın en acı boyutu olacaktır.
Filmin eleştirilecek en önemli yanı, çocuğun kabuğundan çıkarak öğrenmeye meraklı birisi haline dönüşmesini oldukça uzun turuyor olması olabilir, bu yüzden iç savaş çıkması ile yaşananlar sadece filmin son çeyreğine bırakılmış durumda. Yine de bir çocuğun gözünden anlatıldığını düşünürsek böyle olması da ayrı bir anlamlı diyebiliriz. Çünkü film bir anlamda da bir çocuğun öğrenciye dönüşümü, ve eğitimin, öğretmenin doğruları adına da bir yapım. Filmin güzel senaryosu bir yana benim asıl dikkatimi çeken öğretmen Manuel Lozano ve çocuk Fernando Fernán Gómez başta olmak üzere çok başarılı oyunculukların sergilenmiş olması. Müziklerin kendi filmlerinin müziklerini de yapan Alejandro Amenábar'a ait olduğunu da belirtmekte fayda var. Filmin en güzel yeri ise hiç şüphesiz sonu, iç savaşın getirdiği dram ve değişim, afişten de anlaşılacağı üzere çok çarpıcı olarak ortaya konuyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder