Munich (2005)
Yoru
Yurtdışında çekimleri başlamadan dahi üzerinde çok tartışılan, ve gösterime girdikten sonra da tartışmalar bitmeyen bir film söz konusu olunca, izlemeden karar vermek çok da doğru değil diye düşünüyorum. Her ne kadar yönetmenin son dönem çalışmaları beni tatmin etmemiş olsa ve filmin konusu itibariyle iyi yönde olmayan bir önyargı oluşsa da, çalışmanın merak uyandırdığı gerçeğini de zaten inkar edemem. Üstelik son dönemde sinemalarımıza kaliteli yapımların nadiren uğradığını düşünürsek, 27 Ocak'ta ülkemizde vizyona giren filmin, bu anlamda birçok sinemasever gibi benim için de bir umut olduğunu söylemem gerek. Bu düşüncelerle hazır Bilkent Cinebonus Sineması'nın da en büyük salonu olan Salon 1'de gösterime girmişken vakit kaybetmeden filmi izlemek istedim. Birkaç arkadaşım, bendeki önyargılarınlarına yenik düşerek izlemek istemese de değerli dostum Levent Güner ile birlikte 17:45 seansında filmimizi izledik. Sonuçta çoğu önyargının yanlış olduğunu görsek ve genel anlamda kötü olmayan bir film izlesek de, birçok sebepten tam anlamıyla olmamış bir yapım vardı karşımızda..
Yurtdışında çekimleri başlamadan dahi üzerinde çok tartışılan, ve gösterime girdikten sonra da tartışmalar bitmeyen bir film söz konusu olunca, izlemeden karar vermek çok da doğru değil diye düşünüyorum. Her ne kadar yönetmenin son dönem çalışmaları beni tatmin etmemiş olsa ve filmin konusu itibariyle iyi yönde olmayan bir önyargı oluşsa da, çalışmanın merak uyandırdığı gerçeğini de zaten inkar edemem. Üstelik son dönemde sinemalarımıza kaliteli yapımların nadiren uğradığını düşünürsek, 27 Ocak'ta ülkemizde vizyona giren filmin, bu anlamda birçok sinemasever gibi benim için de bir umut olduğunu söylemem gerek. Bu düşüncelerle hazır Bilkent Cinebonus Sineması'nın da en büyük salonu olan Salon 1'de gösterime girmişken vakit kaybetmeden filmi izlemek istedim. Birkaç arkadaşım, bendeki önyargılarınlarına yenik düşerek izlemek istemese de değerli dostum Levent Güner ile birlikte 17:45 seansında filmimizi izledik. Sonuçta çoğu önyargının yanlış olduğunu görsek ve genel anlamda kötü olmayan bir film izlesek de, birçok sebepten tam anlamıyla olmamış bir yapım vardı karşımızda..Film Üzerine:
Son olarak War of the Worlds ile hayranlarını hayal kırıklığına uğratan ünlü yönetmen Steven Spielberg'in, 1993 yapımı Schindler's List filmindeki başarısının ardından tekrar Yahudileri konu ettiği bir film Munich. Filmde, 1972 Münih Olimpiyatları'nda Filistin adına eylem yaptıklarını söyleyen Kara Eylül isimli terörist grubun 11 İsrail'li sporcuyu katletmesi
sonrasında İsrail hükümeti'nin emriyle Mossad ajanlarının gizli bir operasyonla bu olayın sorumlusu olarak adı geçen 11 kişiyi yok etme çabaları anlatılıyor. Doğrusu üç saate yaklaşan süresine ve düz bir kurgu ile karakterlere zaman ayırarak, olayların gelişimini sıralı olarak anlatma yoluna gitmesine rağmen Munich, sıkılmadan izlenebilen bir yapım. Sonuçta olimpiyatların sonrasına dair bir film, ancak bu kadar uzun sürede, olimpiyatlarda yaşananları kısaca geçmek yerine, keşke olayların öncesine ve içeriğine daha çok zaman ayrılsaydı diye düşünmemek elde değil. Filmde temel olarak taraf tutmaktan haklıyı aramaktan çok, terörist de olsa ajan da olsa vatanı için doğruyu da yanlışı da yapsa, herkesin insan olduğunu vurgulanmak istenmiş. Özellikle her iki tarafın da aile yaşamını ön plana çıkaran, ajanların kendi içlerindeki doğruyu bulma çabalarına sık sık vurgu yapan, ve en sonunda vatan için doğru yanlıştan çok insan olmanın gerçeklerini farkederek, ailenin en önemli olduğu sonucuna varan bir yapım Munich. Tabi bunda Spielberg kadar, senaryonun sonradan yenilenmesinde görev alarak filmi daha insancıl bir dram haline getiren senaryo yazarı Tony Kushner'in de büyük rolü var sanıyorum.
sonrasında İsrail hükümeti'nin emriyle Mossad ajanlarının gizli bir operasyonla bu olayın sorumlusu olarak adı geçen 11 kişiyi yok etme çabaları anlatılıyor. Doğrusu üç saate yaklaşan süresine ve düz bir kurgu ile karakterlere zaman ayırarak, olayların gelişimini sıralı olarak anlatma yoluna gitmesine rağmen Munich, sıkılmadan izlenebilen bir yapım. Sonuçta olimpiyatların sonrasına dair bir film, ancak bu kadar uzun sürede, olimpiyatlarda yaşananları kısaca geçmek yerine, keşke olayların öncesine ve içeriğine daha çok zaman ayrılsaydı diye düşünmemek elde değil. Filmde temel olarak taraf tutmaktan haklıyı aramaktan çok, terörist de olsa ajan da olsa vatanı için doğruyu da yanlışı da yapsa, herkesin insan olduğunu vurgulanmak istenmiş. Özellikle her iki tarafın da aile yaşamını ön plana çıkaran, ajanların kendi içlerindeki doğruyu bulma çabalarına sık sık vurgu yapan, ve en sonunda vatan için doğru yanlıştan çok insan olmanın gerçeklerini farkederek, ailenin en önemli olduğu sonucuna varan bir yapım Munich. Tabi bunda Spielberg kadar, senaryonun sonradan yenilenmesinde görev alarak filmi daha insancıl bir dram haline getiren senaryo yazarı Tony Kushner'in de büyük rolü var sanıyorum. Açıkcası konusu ve yönetmeni kadar oyuncuları ile de ön plana çıkan bir film var karşımızda. Ailesini yakinen tanıdığımız ve filmin temelindeki baş ajan Avner rolünde Eric Bana, hırçın ajan Steve rolünde -yeni James Bond- Daniel Craig, bomba uzmanı ajan Robert rolünde Mathieu Kassovitz ilk bakışta göze çarpan isimler. Bunların yanında özellikle -Rome dizisinde Julius Caesar rolünde de izlediğimiz- ajan Hans karakteriyle Ciarán Hinds ve Fransız haber alma mafyasının başı Papa (Baba) karakteriyle Michael Lonsdale çok başarılı performanslar ortaya koyuyorlar.
Hikayeye dönersek, Yahudi kökenli yönetmen Spielberg'in yaşanan bir terör olayının da sonrasında yapılanlar için bir taraf tutacaksa hangi tarafı tutacağını tahmin etmek zor değil. Film içinde buna dair öğeler de zaten mevcut, ancak yine de nihai amacın taraf tutmak değil sadece insan olma
temelinde yaşananların sorgulanması olduğunu tekrar etmem lazım. Bu bir açıdan önyargıların boşuna olduğunu gösteriyor, bir yandan da filmi sanki apolitik, tarafsız olmaya çalışan, arada kalmış bir yapım haline getiriyor. Olanların herkesin insan olduğu gerçeğiyle filmdeki gibi olması gayet muhtemel, ancak taraf tutmuyor görünmek herşeyi insan dramına dönüştürmek üstelik sonuca ve geleceğe dair birşeyler ortaya koyamamak, böylesine bir konuda fazlaca kaçamak dövüşmek anlamına geliyor ne yazık ki. Bu anlamda Spielberg'ten olumlu yada olumsuz cesur ve sonuca yönelik bir tavır bekleyenler hayal kırıklığı yaşayacaklar.. Yaşananlar içinde dikkat çeken bir nokta da dünyadaki belirli grupların herşeyi biliyor ve herkesi yönetiyor olduğu gerçeğinin altının çizilmesi. Fransız bir aile özelinde ortaya konan haber alma mafyası, ilginç bir şekilde ajanlarla da teröristlerle de devletlerle de içiçe ve herkesin yaşamı belirli güçlerin kontrolü altında. Bence bu kısım da filmin içinde atlanmaması gereken çarpıcı bir gerçek.. Sonuçta önyargılardan uzak olarak izlendiğinde, hayli uzun olmasına ve beklenen anlamda belirli bir sonuç ortaya koyamamasına rağmen, kötü olmayan ama çok daha iyi olabilecek bir yapım..Linkler:


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder